KİTAPLARIM

KENDİNİ BİLMENİN EZOTERİK DİLLERİ

Bir âlemin bireyleri olarak ne bir başlangıç ne bir sonuz, sistemler içinde bir sistemiz, bir yandan görünen doğaya karışıp giderken bir yandan da daha yüksek bir doğanın akışında ilerleyebiliriz. İnsan varlığımız nasıl doğadaki ışıktan beslenip ışığa doğru gidiyorsa daha üst doğada da aynısını yapabilir ve içimizdeki tanrısal özü görüp o ışığa karışabiliriz.

Hepimiz varlıksal yuvasına dönmek üzere yola çıkan yolcularız. Tanrısal düzen yolcuyu hazırlar, deneyimlerden geçirir. Yolculuğun göreceli sonu, yolun da yolcunun da aynı bütünü oluşturduğunu anlamasıdır. Yolda yardım eden özümüzdür, hiç kimse bize yardım edemez, yardımı yine kendimizden alırız. Yardım varlığımız için hazırda olan yasalar, kurallardır. Işık olmak denen şey yasanın kendisi olmaktır. Oyunun kurallarını bildikçe oyalanmayı bırakırız, varlığımızı güçlendiririz. Böylece yolu biraz daha kısaltmış, biraz daha parlamış oluruz.

Gurdjieff misali yollara düşen Cüneyt Gültakın, doğunun doğusuna varmak ve daha çok ışık olmak için, yanıtlarını ne dinde ne de bilimde bulamadığımız soruların cevaplarını Kadim Bilgeliğin, Ezoterizm’in ışığında arıyor, Kendini Bilme’ye ışığını düşürmeye çalışıyor. Bu kitabın kadim bir çağrısı var, Hermes’in kalbinden gelen: “Ah, izin vermeyin sönmesine alevin! Karanlık mağarasında, kutsal tapınaklarında asırlardır üzerine titrenen, aşkın saf hizmetkârlarınca beslenen alevin, izin vermeyin sönmesine!”

KENDİNİ BİLMENİN GİZEMLERİ

Kozmosta mükemmel bir şarkıydık. Yeryüzünde kozmosun şarkısını söylemeye
çalışıyoruz; ama ezginin ve sözlerin bir kısmını unutmuşuz, sesimiz de detone oluyor.
Aşağıların aşağısında bunu başarmanın adı Kendini Bilme, kaçışımızın adı da haritamız da
odur.


Hem yeryüzünün hem gökyüzünün öğrencisiyiz. Görünendeki görünmeyen ile
görünmeyendeki görünenin ardındayız. Bütün görüntüleri bilemeyiz ama daha çoğunu
sezmek amacındayız. Görüntü bir bedendir, kimisi yaşayan kimisi ölüdür. Kimisi ete
kemiğe bürünür âdem diye görünür, kimisi düşünce gömleği giyer gezinir. Ne beden kalır
ne düşünceler hepsi daha ince ve parlak bir ışığa, nura dönüşür.


İnsanoğlu bu Dünya’da bir şuur varlığı olduğunu hatırlayıp eksikliklerini acı diye karşısına
çıkan derslerinden tamamlarsa gerçekten özgür olabilir. Çoğu insan zihinsel aklıyla bu üç
boyutlu gezegende kaybolmuştur. İnsanın bir özgürlük planı yapması gerekir, bunun için
çok özel bilgilere gereksinimi var. Bu bilgiler normal bir felsefe de değil, kültürün, sanatın
da ötesinde, bilimin de ötesinde yepyeni bir bilgi biçimidir. İşte biz buna Yol’un bilgisi,
Kendini Bilme çalışması diyoruz. Bu bilgiler kadim bilgilerdir ve birçok gelenek içinde
yaşatılır. Tasavvufta, Kabala’da, Şamanizm’de, Astroloji’de, Simya’da, Numeroloji’de,
Tarot’ta… Bunlar sentezlenirse bir tek gövdenin var olduğu sezilir, o da Kendini Bilme
gövdesidir.

Hazırlanıyor.

Kapak görseli taslaktır.