GURDJİEFF ÖĞRETİSİNİN ÖZÜ (Kendinle Çalışmanın Beş Büyük Çabası)

«Bu gezegenin tüm varlıkları, bilinçlerinde hakiki vicdanın bu ilahi işlevine sahip  olmak için daha sonra kendi üzerlerinde çalışmaya başladılar ve bu amaçla, Evrenin her yerinde olduğu gibi, ‘kendi içlerinde’ denilen şeyi dönüştürdüler.»

Belzeebub’tan Masallar, Gurdjieff

Kendini Bilme çalışmaya başlayınca öğrenciler doğal olarak sorumluluklar alır ve onları yerine getirmek için çabalar. Çalışma’ya aday olan öğrenciler bedenlerine, ruhlarını, akıllarına ve anlayışlarına özenir. Bütün çaba kendi içlerine dönüktür.

Öğrenciye düşen içsel çalışma başlıkları şu beş çabayı gerekli kılar: Bedenin sorumluluğu, canın sorumluluğu, bilgilenme sorumluluğu, varoluş sorumluluğu, başkalarına hizmet sorumluluğu. Bunlar üzerinde yeterli biçimde çalışılırsa öğrenciyi Kendini Bilme yolunda ilerilere taşır.

Bedenin sorumluluğu, fiziksel bedenimizi aklımızın kullanmasına hazırlamaktır. Öğrenciler şunu sormalıdır: Vücudu aklın kullanımına hazırlamak için neler yapabilirim?  Eski Mısır’ın gizem okullarında öğrenci seçiminde sağlıklı bedenler aranırdı. Adaylara zihinsel sınavların yanı sıra fiziksel sınavlar da yapılırdı. Buradaki amaç adayın ruhsal olanı alması için bedensel hiçbir engelin kalmamasıdır. Örneğin aşırı yemeye düşkünlük yağlanmaya neden olur, bu da adayı fiziksel ve zihinsel olarak olumsuz etkiler. Ezoterik okullar “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” ilkesini özellikle benimsemiştir. Fiziksel altyapımızın üstünde duygusal ve düşünsel bir katmanımız vardır. Bu kaba yanımızın ince yanımızla ilişkisi sanılandan daha derin ve önemlidir. Bunun için bedenimiz üzerine bilgilenmemiz, bedendeki sistemleri desteklememiz için neler yapılacağını öğrenmemiz gerekir. Aklımız bedensel sağlık koşulları iyileştikten sonra hedeflere hazır hale gelir.

Canın sorumluluğu, fiziksel ya da duygusal ataleti aşmaya çalışmak anlamına gelir. Öğrenciler şunu sormalıdır: Fiziksel ve duygusal ataleti aşmak için önerileriniz neler olabilir? Atalet içimizdeki eril gücün yanlış biçimde ortaya çıkmasını önlemek için bastırılmasıyla ilgilidir. Doğru biçimde bir eril enerji gücü kendine güven, odaklanma, bağımsızlık, hız, mantıklı olma gibi özellikler gösterir. Dengesiz eril kibirli, barbarca, bencil, duygusuz, dik başlı, inatçı ve acımasızdır, aşırı hıza girer ve dinlenmeyi bilmez. Dengesiz eril enerji yıkıcı olabilir, tuzağa düşme hissi yaratabilir ve kendini sabote etme ilişkilerine ve yaşam seçimlerine yönelebilir. Eril ve dişil enerjileri meditasyon, işlere neşe katmak, bedeni dinlemek(sağ-sol), Kendini Bilme uygulamaları gibi araçlarla dengeleyebiliriz.

Bilgilenme sorumluluğu, bilgi üzerine ezoterik bakışı getirir. Öğrenciler şunu sormalıdır: Fazlaca bir şey bilmediğimi nasıl fark edebilirim? Gerçek bilgilere herkesin ilgi göstermediğini ve bilginin az sayıda insanın elinde olduğunu kavramak gerekir. Oysa bilgilenme her insanın görevidir. “Bilmediğinizi ne kadar çok fark ederseniz, o kadar çok anlayacaksınız.” der Gurdjieff. Çünkü sistemin büyüklüğünü kavramak içsel bir fark ediş ister. Bilgi ve varlığa kuramsal bakmaya niyet eden öğrenciler zihinsel aklın kabının ne kadar küçük olduğunu görür. Bunun için bilgiyle ilgili önyargılar belirlenmelidir. Kendimize tarafsızca, alçakgönüllülükle baktığımızda sonsuz bilgi okyanusunda çok az şey bildiğimizi görürüz. Evrensel yasalarının işleyişi üzerinde düşünmek için harcanan çaba, kaçınılmaz olarak zihnin yetilerini zorlar; dikkat, hafıza, konsantrasyon, gerçek hayal gücü doğrudan değil, dolaylı egzersizle artar. Sokrates’e göre: ‘Cehaletin farkına varmak bilgeliğin başlangıcıdır’. Sezgisel zihin, kalp farkındalığı için yeni öğrenme biçimlerine gerek duyar.

Ezoterik öğrenmede önceleri bilgiler içe alınırken sonraları yola yüksek bilginin içine doğularak devam edilir. O yüksek zaman ve mekânda, üst şuurun içinde, kendi şuurumuzla görünür olur, aradıklarımızla eşleşiriz. Sezgisel bir düzenek işler. Bilgi nicelikle ilgili olmanın ötesinde ilişkisel, bağlantılı bir düzenlemeyle de ilgilidir. Bilgi dışardan sayıyla alıp saklanan bir yığın olmanın ötesinde büyük, evrensel bir ağdır. Belki de o ağa her değişimizde bir nicelik algılıyoruz, ama o ağın içine girebilseydik, bütün bilgi önümüze serilirdi. Bilgi alınan bir şey değil, içine girilen bir şeyse «evrenin yapı taşı da bilgidir» diyebiliriz. Maddenin arkasında enerji vardır, ama onun da arkadasındaki bilinçtir.

Varoluş sorumluluğu, öğrenciden bencil, vurdumduymaz ve parazit yaşamayı bırakmasını ister. Hayatı anlamak, bir azınlığın ayrıcalığı değil, normal bir insanın yapması gereken bir çabadır. Öğrenciler şunu sormalıdır: Nasıl daha duyarlı olabilirim, hangi olaylar duyarlılığımı yükseltir? İnsanlık, gerçek bilinç ve vicdan olmadan duyarlı olamaz. Hep birlikte düşünebilmek ve hissedebilmek için insanın tamamlanması gerekir. Eril – dişil dengemizi sağlamak bu yönde atılacak adımlardan biridir. Olayların başımıza içsel durumlarımızı dengelemek, olumluya tamamlamak üzere geldiğini anlamak gerekir. Kaza yasasından kader yasasına geçebilmek için Çalışma’yı başlatmamız gerekir. Acılar, felaketlerle gelen bilinç elbette tek seçeneğimiz değildir.

Başkalarına hizmet sorumluluğu, insanların zayıflıklarını tatmin etmek ile onların en iyi durumlarına ulaşmaları için yardım etmek arasında bir ayrım yapmayı bilmektir. Öğrenciler şunu sormalıdır: İnsanların zayıflıklarını aşmaları yönünde doğru ve yanlışlar neler olabilir? Başkalarının zayıflıklarını tatmin etmek ile onların en iyi durumlarına ulaşmaları için yardım etmek arasında bir ayrım yapmalıyız. Başkalarının zayıflıklarını nasıl tatmin ediyoruz? Onlara şirin görünmek, tepkilerini çekmemek için zarar vermeyi seçiyoruz. Kaçmak, görmezlikten gelmek, her zaman yerinde bir davranış değildir. Bir mağduriyet anında başkalarının siyasi görüşleri görmezden gelinir, bu yerinde bir davranıştır. İnsanın zayıflıklarını onları incitmeden göstermenin yollarını bulmalıyız.

Cüneyt Gültakın